2026 TARİHİN EN SICAK YILLARINDAN BİRİ OLMAYA ADAY

TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası İzmir İl Temsilcisi Ayşegül Akıncı Yüksel, Türkiye ve İzmir'de ısınma eğiliminin sürdüğünü belirterek, bu yaz da geçtiğimiz yıl olduğu gibi ekstrem sıcaklıkların ve sıcak hava dalgalarının yaşanabileceğini açıkladı.
Türkiye genelinde yılın ilk aylarında etkili olan ve mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıkların, önümüzdeki yaz döneminde de artarak devam etmesi öngörülüyor. TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası İzmir İl Temsilcisi Ayşegül Akıncı Yüksel, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün (MGM) Mayıs 2026 sonu ve haziran başı için yayınladığı aylık tahmin haritaları ekseninde iklim öngörülerini ve su yönetimine dair yapılması gerekenleri paylaştı.
"Ekstrem Rekorlar Bu Yıl Da Zorlanabilir"
MGM'nin son verilerine göre Kıyı Ege ve Marmara'nın batısında sıcaklıkların mevsim normallerinin 1 ila 3 derece üzerinde seyrettiğini aktaran Yüksel, küresel ısınma eğiliminin sürdüğünü vurguladı. 2026 yılının, sanayi öncesi dönemin 1,4 derece üzerinde bir sıcaklıkla tarihin en sıcak yıllarından biri olabileceğini ifade eden Yüksel, şu uyarılarda bulundu:
"Türkiye ve İzmir'de ısınma eğilimi sürüyor, yaz aylarında da bu ısınma eğilimin devam edeceği ve sıcak hava dalgalarının yaşanacağı geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yaz da ekstrem sıcaklıkların yaşanması mümkün olabilir. İzmir özelinde, geçtiğimiz yılki 44-45 derece civarları gibi ekstrem rekorların bu yıl da zorlanması veya aşılması ihtimali, yüksek basınç sistemlerinin konumuna bağlı olarak görülebileceği söylenebilir."
Aşırı Yağışlar Erozyonu Tetikledi
Yılın ilk 3 ayında, özellikle ocak ve şubat aylarında İzmir'e düşen yoğun yağışların meteorolojik kuraklık açısından iyi olduğunu ancak hidrolojik açıdan yeterli düzeyde kalmadığını belirten Yüksel, ani yağışların yarattığı olumsuz etkilere dikkat çekti:
"Yağışların çok kısa sürede, çok yoğun düşmesi suyun toprağa süzülüp yer altı kaynaklarını beslemesinden ziyade yüzeysel akışa geçmesine ve barajlarda bulanıklığa neden oldu. Kısa süreli aşırı yağışlar son yıllarda yaşanan büyük orman yangınlarının etkisiyle erozyonu artırdı."
"Yağmur Suyu Hasadı Zorunlu Olmalı"
Kış aylarındaki yüksek seviyeli yağışların son 2 yıldır yaşanan hidrolojik açığı kapattığını ancak yer altı su rezervlerinin tamamen iyileşmesinin çok uzun yıllar kuraklık yaşanmamasına bağlı olduğunu belirten Yüksel, derin akiferlerde su çekim seviyesinin 300-400 metrelere kadar indiğini hatırlattı. Daily hayatta su kesintileri yaşamamak adına kentsel ve bireysel stratejilerin hayati önem taşıdığını vurgulayan Yüksel, çözüm önerilerini şöyle sıraladı:
Su şebekelerindeki kayıp-kaçak oranları hızla düşürülmelidir.
Ege Bölgesi'nde vahşi sulamadan vazgeçilip, hızla damlama sulama sistemlerine geçilmelidir.
Evsel su tasarrufu ile binalarda gri su geri kazanım sistemleri teşvik edilmelidir.
Yağmur suyu hasadı zorunluluğu yaygınlaştırılmalıdır.