Konuşmacılar, Türk dizilerinin bugün çok geniş bir coğrafyada izlendiğine dikkat çekerek, bu yapımların Türkiye’ye yönelik ilgiyi artırdığını ifade etti. Panelde, Türk içeriklerinin özellikle aile yapısı, insani ilişkiler, güçlü karakter kurgusu ve coğrafi çeşitliliğiyle öne çıktığı; bu özelliklerin izleyicide yalnızca ekran karşısında bir bağlılık değil, aynı zamanda Türkiye’yi görme ve deneyimleme isteği oluşturduğu belirtildi.
MED Yapım CEO’su Murat Saygı, Türk dizilerinin dünya çapında önemli bir erişim alanına ulaştığını belirterek, bu başarının arkasında Türkiye’nin karakter odaklı hikâye anlatım biçiminin bulunduğunu söyledi. Saygı, Türk dizilerinin yalnızca olay örgüsüyle değil, izleyiciyi karakterlerin duygusal yolculuğuna dahil eden yapısıyla dikkat çektiğini, bunun da uluslararası izleyiciyle güçlü bir bağ kurulmasını sağladığını ifade etti. Türkçe’ye ve Türkiye’ye yönelik artan ilginin de bu yapımlar sayesinde güçlendiğini dile getirdi.
Yapımcı ve Storyteller Elif Dağdeviren ise Türkiye’nin dünyaya esasen içerikten çok duygu sattığını vurguladı. Dağdeviren, Türk yapımlarının başarısının temelinde hikâye anlatıcılığının yer aldığını, yumuşak gücün de tam olarak burada devreye girdiğini söyledi. Türkiye’de üretilen hikâyelerin, ülkenin yaşama biçimini, aile yapısını ve kültürel dokusunu görünmeden ama etkili biçimde aktardığını belirten Dağdeviren, bunun klasik reklamlardan farklı olarak deneyim duygusu yarattığını kaydetti.
Panelde söz alan Yapımcı ve Senarist Ezel Akay da hikâye anlatıcılığının turizm açısından belirleyici bir unsur olduğuna dikkat çekti. Bir destinasyonun yalnızca doğal güzellikleriyle değil, hikâyesiyle anlam kazandığını ifade eden Akay, film ve dizilerin bir bölgeyi uzun yıllar boyunca görünür kılabildiğini söyledi. Reklam filmlerinin kısa süreli etki yarattığını, buna karşılık sinema ve televizyon yapımlarının kalıcı bir kültürel hafıza oluşturduğunu belirten Akay, turizm sektörü ile içerik üreticileri arasında daha güçlü iş birlikleri kurulması gerektiğini dile getirdi.
Konuşmacılar, Türkiye’nin turizm hedeflerini büyütmesinde kültür endüstrisinin daha stratejik değerlendirilmesi gerektiği konusunda ortak görüş bildirdi. Diziler, filmler ve diğer yaratıcı içeriklerin yalnızca ekran başarısı üretmediği; aynı zamanda destinasyon algısını güçlendirdiği, merak uyandırdığı ve ziyaret kararlarını etkilediği vurgulandı. Panel, turizm ile kültür ihracatının birbirini besleyen iki güçlü alan olduğuna işaret eden değerlendirmelerle tamamlandı.